Fatih'te
"Sanki Yedim" Cami'sinin yanı başındaki apartmanın kapısını iterek üst
katlara doğru çıkıyoruz. Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş
karşılıyor bizi. Kenarlarından danteller sarkan beyaz örtülü
sedirlerde otururken, Sevgi Hanım'ın elinden çıkan çeşit çeşit
pastalar ve çay eşliğinde keyifli bir sohbet yapıyoruz. Zaman zaman
kahkahalarla bölünen sohbetimizde, Numan Bey ve Sevgi Hanım'ın
birbirlerine olan sevgi ve saygısını anlamak hiç zor değil. Onlar
birbirlerinin sadece eşi değil aynı zamanda arkadaşı olmuşlar, sadece
iyi günlerde değil zor zamanlarda da birbirlerine omuz vermişler.
Büyüttükleri sevgi ve üç çocuklarıyla sıcak bir aile kurmuşlar.
Numan Bey ile Sevgi Hanım 20 yıldır evliler.
Üniversitede aynı bölümde çalışan Kurtulmuş çifti, birbirini tanıyan
iki yakın arkadaşken hayat arkadaşı olmuşlar. Üç çocukları var. Ayşe
en büyükleri, 19 yaşında. İsmail 16 yaşında. Emir ise 13 yaşında.
Onlar da siyaseti yakın şekilde takip ediyorlar. Bazen Emir yaptığı
siyasi tahlillerle herkesi şaşırtıyor. Ama babalarından uzak olmanın
verdiği tepkiyle siyasetle pek ilgiliymiş gibi gözükmemeyi tercih
ediyorlar.
ÇOCUKLARIM BÜYÜRKEN YANLARINDA OLAMADIM
Çapa Tıp Fakültesi'nde okuyan Ayşe, ders
dışında fotoğrafçılıkla ilgileniyor. Siyasetin en zor kısmı Numan Bey
için ailesine yeterli vakit ayıramamak. 10 yıldır aktif siyaset içinde
olan Numan Bey, çıktığı geziler nedeniyle yılın yarısında evde
olamıyormuş. "Çocuklar çok hızlı bir şekilde büyüyorlar. 'Bu çocuklar
ne zaman büyüdüler?' diye hayret ediyorum. Sevgi Hanım, her üç
çocuğumuza hem annelik hem de babalık yaptı. Kızımın annesi var rol
model olarak. Benim için siyasetin en zor tarafı oğullarıma büyüme
çağında arkadaşlık edememem. Ama ne kadar uykusuz olursam olayım
mutlaka sabah kalkıp onlarla kahvaltı yapıp, okullarına uğurluyorum."
diyor Numan Bey. Bu eksiği yaz tatillerinde telafi etmeye
çalışıyorlarmış. Kurtulmuş çiftinin evinde siyaset ve güncel konular
konuşuluyor. Avantajları birbirleriyle yakın bir arkadaş ilişkilerinin
olması. İkisi de akademik kökenli olduğu için olayları tahlil etme
tarzları çok benziyor. Sık sık fikir alışverişi yapıyorlar.
DERTLERİMİ SEVGİ HANIM HAFİFLETİR
Numan Bey, Sevgi Hanım için, "En büyük
yardımcım. Sıkıldığım, bunaldığım zaman dertleşiriz, sıkıntıları
paylaşırız. Arabaya atlayıp, şehir dışına gideriz, uzaklaşırız."
diyor. Sevgi Hanım'a "Siz de yoğunsunuz" herhalde diyorum. "Neredeyse
10 yıldır, Numan Bey çok yoğun olduğu için, babasız çocuk büyütüyor
gibiyim. 3 çocuk büyütmek ve hakikaten Numan Bey'in arkasında durmak,
onun eşi olmak çok kolay değil. Oradan nasıl görünüyor bilmiyorum
ama..." derken Numan Bey araya giriyor. "Çok iyi gözüküyor. En azından
benim için" diyor. Gülüyoruz.
YARDIM İÇİN ÇALIŞIYOR
Sevgi Hanım, "Eşsiniz, annesiniz, gelinsiniz,
geniş bir akraba ve arkadaş çevreniz var. Bu rollerin hepsini
layıkıyla yerine getirebilmek insanın çok vaktini alıyor. Bunun
dışında bir çok yardım kuruluşuyla, İstanbul çapında bir çok sivil
toplum örgütünü birleştirecek faaliyetler yaptık. Bu çok önemliydi.
Bize katılmayan hiçbir grup olmadı. İlk faaliyetimizde kuşatmanın çok
yoğun olduğu bir dönemde Gazze'ye içinde acil müdahale yapılabilecek 4
tane ambulans gönderdik. Açe'ye ve Pakistan'a da deprem döneminde
yardım gönderdik" diyerek yoğunluğu arasında bulunduğu yardım
faaliyetlerinden bahsediyor. Saadet Partisi'nin faaliyetlerinde yer
alıp almayacağını merak ediyorum. "Biz hayatımız boyunca birbirimizin
arkadaşı olduk. Aynı dili kullandık, birbirimizi çok iyi anladık. Bir
makale yazdığımızda önce birbirimize okuttuk. Şimdi de gücüm yettiği
kadar Numan'ın yanında yer alıp, ona destek olacağım." diyor.
"BAŞÖRTÜSÜ YÜZÜNDEN ATILDIM, NUMAN BEY
BENDEN ÇOK ÜZÜLDÜ"
28 Şubat sürecinde, akademik kariyerinin en
verimli çağındayken, başörtülü olduğu gerekçesiyle üniversiteden
uzaklaştırılan Sevgi Hanım, o günleri üzüntüyle hatırlıyor. Yıllarca
fedakarlık ederek devam ettiği üniversite hayatı, hem de profesörlüğe
çok yakın olduğu bir dönemde elinden alınmış. Numan Bey o dönem eşine
çok destek olmuş. Okuldan atıldığına dair belgenin ellerine ulaştığı
günü hiç unutmuyor Sevgi Hanım. "Numan Bey benden daha çok üzüldü.
Verdiğim emekleri hatırladığı için herhalde. Üniversiteden atılma
yazım geldiği zaman halini hatırlıyorum. Rengi kıpkırmızıydı. Bana
'Otur sana bir şey söyleyeceğim' dedi. Ben ondan daha sakindim."
"Bize birbirinizin karakterini biraz anlatır
mısınız?" diye rica ediyorum. Sevgi Hanım "önce ben anlatayım"
deyince, Numan Bey "isterseniz ben çıkayım" diyor. Gülüyoruz. Sevgi
Hanım "Hayatta çok az insanı yakından tanıdıkça tanıdığıma değdi
dersiniz. Rahmetli hocamız Prof. Sabahattin Zaim'i Amerika'da 15 gün
misafir ettiğimiz zaman, yakından tanıdıkça iyi ki tanımışız dediğimiz
ender insanlardan biri olduğunu görmüştüm.. Numan Bey de bunlardan
biri, tanıdıkça sevgimin, saygımın arttığı bir insandır. Kafasının içi
son derece net, sistematik düşünen, kendisini çok rahat ifade edebilen
birisidir. Her ne iş olursa olsun yaptığı işi önemser. Hakkını vererek
yapmaya çalışır, hayatı ciddiye alır.
SENİN SİYASETTE NE İŞİN VAR OĞLUM!
Numan düzgün bir insandır. Siyasete gireceği
zaman kayınvalidem "Oğlum yalan bilmezsin, ayak oyunu bilmezsin. Senin
siyasette ne işin var demişti. Bunu çeşitli vesilelerle o kadar sık
hatırladık ki! Göründüğü gibi olan, olduğu gibi görünen biridir. Fevri
bir insan değildir, son derece ölçülüdür. Çok iyi bir evlattır.
Mutlaka eve girip çıkarken annesine uğrar. Çok iyi bir eş ve babadır.
Yoğunluğu arasında çocukları uzaktan da olsa takip etmeye çalışır. O
yüzden bu ayrılık bizim için çok zor geçecek." diyor. Numan Bey de
Sevgi Hanım'dan aşağı kalmıyor. O da Sevgi Hanım için "Sevgi Hanım'ın
en önemli vasfı çok kararlı, yapmak istediği bir şeyi sonuna kadar
çalışıp yapan biri olmasıdır. Aşırı diğergamdır. Bir arkadaşımız
evlendiğimizde 'Sevgi Hanım o kadar arkadaş canlısı, o kadar dışa
dönüktür ki, ahalisiyle birlikte yaşamak ister.' demişti. Zaman zaman
tenkit edeceğim kadar yapıcıdır. Başkasının eksiğini tamamlamak için
kendisinden çok şey verir. Tanıdığım en zeki ve problematik düşünen
insandır." diyor.
KÜTÜPHANELERİ BİRLEŞTİRECEĞİM
Kurtulmuş çiftinin kütüphanesi evlerinde geniş
bir yer tutuyor. Dubleks evlerinin üst katında 2 kütüphane, aşağıda
annelerinin dairesinde çok geniş bir kütüphaneleri ve alt katta biri
büyük, biri küçük iki kütüphaneleri var. Numan Bey'in en büyük
düşlerinden biri bunları bir araya getirip, büyük bir salonun
duvarları kütüphane olacak şekilde bir çalışma odası düzenlemek.
Daha çok sosyoloji ve hatırat ağırlıklı
kitaplar okuyan Sevgi Hanım, son günlerde ise tasavvuf ve siyaset
ağırlıklı okumalar yapıyor. Her gün okumaya çalıştığı kitaplar var.
Kur'an-ı Kerim bunlardan biri.
Numan Bey ise yoğunluğu arasında uçakta, yolda
nerede olursa fırsat buldukça okuyor. Politikayla ve ekonomiyle ilgili
kitaplar okumalarında büyük yer tutuyor. Numan Bey "Yetişmemizde Sezai
Karakoç, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Aliya
İzzet Begoviç, Muhammet İkbal, Ali Şeriati'nin çok etkisi oldu.
Siyasetname dediğimiz hem siyaset yapma tarzını gösteren hem de yol
gösterici olan çok kitap okudum." diyor.
KIYAFET ALIŞVERİŞİ PAZARDAN
Evin bütçesi Sevgi Hanım'da. Numan Bey, Sevgi
Hanım'ın tabiriyle ekmek almasını bile bilmiyor. Kıyafetlerini de
Sevgi Hanım alıyor. Numan Bey ise bu durumdan oldukça memnun; "Sevgi
Hanım'ın zevkine güvenirim. Bir bakarım bir gömlek, kravat alınmış.
Bazen bir takım elbise, pantolon alınıp getirilmiş." Sevgi Hanım hiç
marka ürün almıyor. Oldukça şık ve zarif olan Sevgi Hanım alışverişini
semt pazarından bile yaptığını söyleyerek beni şaşırtıyor. Nasıl
başarıyorsunuz bunu diye soruyorum. "Kaliteli malı el ve göz her yerde
seçer" diyor. "İster pazarda, ister mağazada olsun." Sevgi Hanım
aldığı kumaşlarla terzisine diktiriyor kıyafetlerini.
Bugüne kadar düzenli
izlediğim tek dizi Kaçak
Kurtulmuş çifti çok kötü birer televizyon
izleyicisi olduklarını söylüyor. Geçen yıl Karayılan dizisinin bir iki
bölümünü ve bu yıl Elveda Rumeli dizisini bir iki bölüm seyretmişler.
Haberler de dahil pek televizyon izlemiyorlar. Ama bir iki defa Yılmaz
Erdoğan'ın "Çok Güzel Hareketler Bunlar"ı seyretmiş Numan Bey. "Orada
çok yetenekli oyuncular var gerçekten. Ama hayatımın hiçbir döneminde
düzenli olarak dizi seyretmedim. Düzenli seyrettiğim tek dizi
çocukluğumda seyrettiğim Kaçak dizisiydi" diyor. Numan Bey hesaplamış:
"Bugün sokakta 25 yaşındaki bir gencimiz 20 sene, günde 5 saatten
"40.000" saat televizyon seyretmiş oluyor. Türkiye'de bir üniversite
eğitimi ise "3.500" saat. Yani bir çocuk 10 tane üniversite bitirecek
kadar zamanda televizyon karşısında duruyor, vaktini boşa harcıyor.
Üstelik kültür erozyonuna uğruyor" diyor. Sevgi Hanım ise "Akademik
hayatımız çok hızlı aktı. Öyle uzun uzun televizyon seyredecek
vaktimiz hiç olmadı." diye anlatıyor televizyonla olan ilişkilerini.
Vizyondaki filmlerle bağlantılarını ise çocukları sağlıyor. "Bu hafta
sonu 'Mustafa'ya gitmeye çalışacaktık ama sanırım haftaya kalacak. Bir
de 'Devrim Arabaları'na gideceğiz." Haberleri ise daha çok
gazetelerden takip ediyorlar. Televizyon çok vakit aldığı için pek
tercih etmiyorlar. Sevgi Hanım yıllardır, Numan Bey çok yoğun olduğu
için, onun ilgisini çekecek bütün köşe yazılarını, haberleri keserek
saklıyor. Numan Bey daha sonra göz atıyor.
LEZZET DURAKLARI KURTULMUŞ'LARIN EVİNDE
Numan Bey bekarken "Annem gibi güzel yemek
yapan bulamam. Evlenince zayıflarım" diyormuş ama Sevgi Hanım'ın güzel
yemekleriyle 20 kilo almış. Sevgi Hanım dolaştığı her yerden Hint
yemeği, Çin yemeği, Lübnan, Mağrip yemeği, güzel bir yemek bulursa
hemen tarifini getiriyormuş. Kütüphanelerinin altı yemek tarifleriyle
doluymuş. İnanırım, zaten bize de Dağıstan Pastası, Burdur Baklavası,
Kete gibi harika lezzetler sundu. En son Mehmet Yaşin'in "Lezzet
Durakları"nı almışlar. Onun rehberliğinde gittikleri yerlerdeki güzel
lokantaları buluyorlarmış. Numan Bey, "İsterdim ama hiç yemek yapamam.
Ancak çay ve kahvaltı hazırlarım." derken Sevgi Hanım araya girip
gülerek itiraz ediyor. "Sadece çaydanlığın altını yakar yani". Ama
hakkını yememek lazım. Numan Bey bir keresinde Sevgi Hanım'a içli
köfte yapmış. Numan Bey anlatıyor: "Sevgi Hanım ilk çocuğumuza
hamileyken Amerika'daydık. İlk 4- 5 ay çok zor geçti. Yemek yapamaz,
soğan, yağ kokusu rahatsız eder. Bir gün canı içli köfte istedi. Orada
bulamayız. Koku gitmesin diye, kapıları kapatarak, Sevgi hanım'ın
tarifiyle içli köfte yaptım. (Kahkahalar) Ama zor yediğimizi
söyleyebilirim."