Sınav yaklaştıkça sonuca
ulaşmanın heyecanını yaşadığınızı biliyoruz. İnsan yaşamı boyunca bu ve benzeri
duygular yaşıyor. İnsan yaşamında bazı dönemlerin çok şeyi etkileyeceği
düşünülerek önemi abartılır. Bu da gereğinden fazla kaygı ve gerginlik yaratır.
Biliyoruz ki kaygı ve gerginliğin fazla oluşu da herhangi bir alanda başarıyı olumsuz etkileyebilir.
Bu kitapçıkla sınav öncesi yaşadığınız kaygınızı ve
gerginliğinizi nasıl kontrol edebileceğinizi ve gerçek başarıya ulaşmanıza yardımcı
olmaya çalıştık.
Başarı dileklerimizle...

Genel olarak olumsuz duyguların yaşandığı durumlar kaygının ortaya çıkmasına neden olur. Kaynağı belirsiz korkuya “kaygı” denir. Kaygılı olduğunu söyleyen bir insandaki ortak bedensel tepkiler; hızlı kalp atışları, titreme (özellikle bacaklarda), ağız kuruluğu, kısık ses, aşırı terleme vb. şeklinde görülür.
Sınav kaygısı, Türkiye’de toplumun çok geniş bir bölümünü ilgilendirmektedir. Her yıl sınava giren gençler ve aileleri, doğrudan ve dolaylı olarak sınavın ve sınav kaygısının doğurduğu sonuçlardan etkilenmektedir.
SINAVDAN KORKMAK – SINAV KORKUSUSınavdan korkmakla, sınav korkusu arasında büyük fark vardır. Sınavdan korkan bir öğrenci, yaklaşan sınava göre zamanı programlayarak çalışır ve zaman geçtikçe de korkusu azalır. Hiç şüphesiz öğrenci sınavdan hemen önce bir heyecan duyar; ancak bu heyecan onu başarıya götürecek canlı ve diri tutacak ölçüde olan olumlu ve gerekli duygudur.
Sınav korkusu duyan bir öğrencinin sınav yaklaştıkça korkusu ve telaşı artar. Bu korku öğrencinin çalışmasına ve öğrenmesine engel olur ve öğrenci sınav gelip çattığında tutulur kalır.
Kaygı, temelde kişiye rahatsızlık veren olayın kendisinden değil, olayın kişi için taşıdığı anlamdan kaynaklanmaktadır. Bir çok öğrenci, sınavla birlikte, kendi kişiliğinin ve varlığının değerlendirildiğini düşünür.
Konfüçyüs
Sınav
yaklaştıkça çeşitli etkenler ailelerin ve çocukların kaygılarını artırır.
Eksikler nasıl tamamlanacak, konuların tekrarına yetecek zaman var mı, ne yapmak gerekir, deneme sınavlarında gösterilen başarı gerçek sınava yansıyacak mı, çocuğum sınavı kazanabilecek mi, kazanamazsa ne olacak?
Öğrenci ve ailesinin sınava ilişkin ürettiği olumsuz düşünceler, sınavdan önce sınavın sonucuyla ilişkili olumsuz tahmin yürütmeler, karşılaşılan herhangi güçlükten sonra sınavın başarılı geçmeyeceğini ifade eden sözler, çocuğun sınav sonucunu olumsuz etkiler.
Sınavın bir kişilik ölçümü olarak görülmesi, başkalarıyla karşılaştırma yapılması, sınavda yeterli başarı elde edilemezse “Başkaları ne düşünür.”, “Ya rezil olursak.” vb. anlamlar yüklenmesi kaygıyı artıran etmenlerdir.
Ailenin sınava yönelik
sergileyeceği tutum, sınavla ilgili tanımları, beklentileri öğrencinin kaygı
düzeyini olumlu ya da olumsuz etkiler. Ailelerin çocuklarını teşvik etmek,
motive etmek hırslandırmak amacıyla kullandığı yöntemler çoğunlukla sınav
kaygısının kaynağını oluşturabilir. Örneğin “ Bu çalışmayla bir yere
varamazsın, sana verdiğimiz emeklere yazık, aman bizi mahcup etme ele güne rezil olmayalım, bu şansını iyi kullan
vb. gibi “ ifadeler kaygıya neden olur.
Anne – babalar bu zor sınav döneminde çocuklarını her zaman desteklemeli, çocuklarına ilgi göstermelidir. Çocuğunuzu iyi tanımalı, neyi başarıp başaramayacağını bilmeli, onu özgün kimliği içinde değerlendirmelisiniz.
Çocuklarınızı hiçbir zaman başkalarıyla karşılaştırmayınız. Çocuğunuzun diğerlerinden farklı kimliğe ve kapasiteye sahip olduğunu unutmayınız.
Yaşamdan korkulacak bir şey
yoktur; yeter ki anlaşılsın.
Madam Curie
Çocuğunuzun
olumlu davranışlarını, başarılarını takdir etmeli, olumsuzlukları yapıcı olarak
eleştirmelisiniz. Anne – babasının kendisine güvendiğini, onu takdir ettiğini
gören çocuğun kendine olan saygısı ve güveni de artacaktır. Anne – baba olarak
çocuğunuzun kaygısını artırıcı, motivasyonunu kırıcı davranışlardan
kaçınmalısınız.
Kaygı bulaşıcı bir duygudur. Siz veli olarak ne kadar kaygılı iseniz hiç kuşkunuz olmasın çocuğunuz da en az o kadar kaygılıdır. Sizin sakin mantıklı ve olumlu tavırlarınız da çocuğunuzun sakin ve mantıklı davranmasına katkıda bulunacaktır.
Artvin’ in Şavşat ilçesinde yaşayan Salih Amca üç
tekerlekli motorlu arabasıyla yolun kenarında köfte satardı. Kulakları
duymuyordu, bu nedenle radyo dinlemezdi. Gözleri iyi görmediği için gazete
okumaz evde de televizyon seyretmezdi. Uzun süredir bu işi yapıyordu ve müşteri
sıkıntısı çekmezdi. Bazen yoldan gelip geçenleri de köfte almaya teşvik eder,
bu küçük reklamla bile müşteri toplardı. Bir süre sonra işini daha iyi yürütmek
için bir dükkâna taşındı. Müşterileri de gelişmeden memnundu ve dükkan yemek
saatlerinde tıklım tıklımdı.
İstanbul Üniversitesinde işletme okuyan büyük oğlu
Yavuz yeni mezun olmuş, iş bulamadığı için babasına yardımcı olmak için
Şavşat’a gelmişti. O dönemde Türkiye’de döviz sıkıntısı ekonomik krize yol
açalı birkaç hafta olmuş; ancak babası işlerinden memnun olduğu için bunun
farkına varamamıştı. Yavuz babasına “Baba radyo dinlemiyor musun, gazete
okumuyor musun? Büyük ekonomik kriz yaşanıyor Türkiye’ de ! Büyük küçük bütün
şirketler personel çıkartıyor ve hiç de iyi bir gidişat görünmüyor.” demişti. Oğlu , Türkiye’nin ekonomik durumu
hakkındaki öğrendiklerini babasına anlatmaya başlamıştı.
Bunun üzerine Salih Amca “Eh oğlum, üniversite okumuş,
gazeteleri de okuyor, radyo dinliyor,
televizyon izliyor herhalde haklı olmalı.” diye düşünür. Adam böylece aldığı etin ve siparişlerin miktarını
azalttı, yeni yere girmenin tedirginliği içerisinde müşterisini çekebilecek
reklam ve yatırımlardan kaçındı. Daha düne kadar dolan küçük lokantası bir bir müşteri kaybetmeye başladı. Satışları günden güne
düştü. “Haklısın oğlum. Kesinlikle büyük bir krizin ortasındayız.” dedi.
Kendinizi
çok rahat bir yerdeymişsiniz gibi hayal edin (kumsalda, ormanda). Kumsalda
olduğunuzu hayal ediyorsanız yüzünüze güneşin sıcaklığını, teninizde hafif esen
rüzgârı, kulağınızda da dalgaların hoş sesini duymaya çalışın. Kendinizi bu
genel ortama bırakırken aynı zamanda içinizdeki huzur duygusuna da dikkat edin.
Güneşli
bir günde kumsalda yattığınızı, hayal edin. Sıcak güneş sırtınızda ve sıcak
kumlar altınızda. Nefesinizi diyaframınızda yoğunlaştırın ve her nefes
alışınızda “SICAK” , her nefes verişişinizde de “RAHATLA” sözlerini tekrarlayın
ve kaslarınızı gevşetin. Kum ve güneş yerine sizi rahatlatacak başka simgeler
de koyabilirsiniz.
q Sınavı kişiliğinizin ölçüsü olarak görmeyin. Sınav yalnızca derslerdeki bilginizi ölçer . Bunu bir yetenek , beceri sorunu olarak görmeyin.
q
Bu konuda yapacağınız tek şey, hatalarınızı en
aza indirerek bilginizi artırmaya çalışmaktır.
q
Ailenizin
beklenti ve zorlamaları sadece sizi teşvik etmek içindir. Yaptığınız çalışmalar
hakkında onlara bilgi verirseniz sizi sıkıştırmalarını önler ve destek olmaları
konusunda kapı açmış olursunuz. Kazanamadığınız takdirde, onların gözünde değer
kaybedeceğinizi düşünmeyin. Unutmayın aileniz, sizi onların bir parçası
olduğunuz için seviyor, başarılarınız için değil. Siz mutlu olursanız onlar da
mutlu olacaktır.
q Öğrendiklerini artırmak için gayret gösteren ve düzenli çalışan bir kişi iseniz, sınav sorularını çözmek size zor gelmez. Çünkü çalıştığınız konularla ilgili sorularla karşılaşacaksınız. Bu nedenle sınav için fazla endişelenmek de gereksizdir.
q
Hazırlıklarınızın yeterli olmadığını düşünüp
oflayıp puflayan bir kişi iseniz, kendinize acımayı bir kenara bırakıp geç
kaldığınızı düşünmeden harekete geçin.
Yapıklarınızı düşünüp hayıflanmak size bir fayda sağlayamayacağı gibi
bildiklerinizi yapmanızı da engelleyecektir. En azından sahip olduklarınızı en
iyi şekilde kullanmaya ve kendinizi geliştirmeye çalışın. Bir soru bile
çözseniz yüzlerce kişiyi geride bırakacağınızı unutmayın.
“Hiçbir şey bilmiyorum. Ya sınavda her şeyi unutursam!” vb. diye
endişelenmeyin. Sınav başlayınca bunlar geçecektir. Dikkatinizi sorulara yönlendireceğiniz
için zihninizle bedeniniz ortama uyum sağlayacaktır.
q Sınavda önce, geçmişteki başarılarınızı anımsayın. Sınavda size yardımcı olmayacak düşüncelerden uzak durun. “Kazanamazsam mahvolurum!”, “Başarılı olamazsam hapı yutarım!” gibi düşüncelerin hem sınava hiç katkısı yoktur, hem de elinizi ayağınızı bağlayarak sizi güçsüz bırakır.
q
Sınavı kazanmak için
şansınız çok yüksek bile olsa kendinize bir başka hedef düşünün. Bu hedefin
hayatınıza neler kazandıracağı üzerinde durun. Sınavda başarılı olarak esas
amacınıza ulaşmak ilk seçeneğinizdir.
Kazanamadığınız takdirde başka seçeneklerin de olduğunu düşünün. Bunun
doğal olduğunu kabul eden bir öğrencinin, hayatta mutlu ve başarılı olmak için
başka yollar bulması da mümkündür.
Böyle bir yaklaşım için olumlu düşünmek gerekir. Olumlu düşünmeden kastımız, hiçbir şeyi önemsemeden, “Hayat ne güzel, çok mutluyum; her şey toz pembe değildir. Zor şartlar da olsak bile hayıflanıp bir köşede oturmak yerine, bu durumu nasıl aşabilir veya hafifletebiliriz arayışında olmaktır.”
Hayatta her istediğimize ulaşma şansımız olmayabilir ama olaylara olumlu
yaklaşırsak mutlu ve başarılı olmak için pek çok seçenek yakalayabiliriz.
(Şimdi gözlerinizi kapatın ve birkaç dakika, sınavın sizin için ne ifade
ettiğini düşünün. Değerinizi belirleyin sınav olmadığını göreceksiniz.)
Siz var olduğunuz için zaten değerlisiniz. Bu değeri, kendinizi tek bir sınava hapsedip harcayarak değil, daha fazla pencere açmaya çalışarak geliştirebilirsiniz. Her başarıya tek adımda ulaşılamayacağını unutmayın. Amaç mutlu olmak ise bu amaca kendinizi yıpratarak ulaşamazsınız.
Asık
yüzlere ferah bir gülümseme yayılması dileğiyle....
Þ Kendinize güvenin. Çalışmalarınızın karşılığını mutlaka alacaksınız.
Þ Sınavın yapılacağı yeri sınav gününden önce görmeye gidin.
Þ Sınavdan birkaç gün önce öğrenmeyle ilgili hazırlıklarınızı bitirin.
Þ Önceden öğrendiğiniz konularla ilgili tekrarları sınav gününe kadar yapabilirsiniz.
Þ Sınavdan önceki gece rahat ve yeteri kadar uyuyun.
Þ Yatmadan önce gerekli belgeleri hazırlayın. (Sınav giriş belgesi, kimlik ve fotoğraf)
Sınav SabahıÞ Kalori değeri yüksek dengeli bir kahvaltı yapın.
Þ Yanınıza en az iki yumuşak uçlu kurşun kalem ve bir silgi alın.
Þ Trafiği düşünerek evden biraz erken çıkın
Þ Havaya uygun ve rahat bir şeyler giyin.
Þ Yanıt kağıdınızdaki aday numaranızı ve kimlik bilgileriniz kontrol edin.
Þ Yanıtlamaya başlamadan önce testi hızla gözden geçirin.
Þ Soru kitapçığınız üzerine istenen bilgileri yazın.
Þ Sınava başlarken saatinizi ayarlayın ama sık sık saate bakmayın.
Þ
Soru
kitapçığında dersler Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler
şeklinde sıralanmıştır. Testlerin çözümünde başarılı olduğunuz sırayı, yıl
içindeki deneme sınavlarında bulmuşsunuzdur. Eğer şimdiye kadar kitapçıktaki
sıraya göre testi çözdüyseniz, genel sınavlarda da bu sırayı kullanmalısınız.
Önemli olan sizin için zamanlama ve verim açısından en uygun çözüm sırasını
kullanmanızdır.
Þ Soruların en az % 70’ini yapabilecek düzeyde olduğunuzu unutmayın.
Þ
Bir soruda belirli bir
zaman harcadığınız halde çözüme ulaşamıyorsanız soruyu bırakın. Test bittiğinde
zamanınız kalırsa bu soruya yeniden dönebilirsiniz.
Þ Sorulan soruya cevap olamayacak seçenekleri eleyin.
Þ Uzun ve karışık görünen soruları atlamayın. Özellikle Türkçe paragraf sorularında önce soru kökünü okuyun. Böylece paragrafı, hangi bakış açısından değerlendirmeniz gerektiğini bilecek ve doğru cevabı kolay bulacaksınız.
Þ Matematik işlemlerini doğru yaptığınızdan emin olun.
Þ Üç yanlışın bir doğruyu götüreceğini biliyorsunuz. Emin olmadığınız soruları yanıtlamayın. Eleme yoluyla şıkları ikiye indirdiğinizde, doğru seçeneği işaretlemek için % 50 şansınız olduğunu unutmayın.
Þ Sınav süresince dikkatinizin dağılmadan sürmesi mümkün değildir. Dikkat dağıldığı zaman, hata yapma oranı artar. Dikkatinizin dağılmaya başladığını hissettiğinizde 30-40 saniye gözlerinizi kapatın ve alnınızı, şakaklarınızı ovarak rahatlatmaya çalışın.
Þ Sınava girmeden önce mutlaka tuvalete gidin.
Þ Sınav sırasında zihninizdeki düşünceler başarınızı etkileyebilir. Bu durumda işinize yarayacak düşüncelerden yararlanabilirsiniz. Örneğin: “Çalışmalarım doğrultusunda elimden geleni yapacağım, zorlandığım soruyu vaktim kalırsa dönmek üzere atlayacağım, soruları dikkatli okuyacağım, işlem hatası yapmamaya çalışacağım...” Sınavda yapabileceklerinizi düşünmeniz veriminizi artıracaktır.
Þ
Cevaplamanız
bittiğinde yanıt kâğıdınızı soru kitapçığıyla son kez kontrol ederek sınav
görevlisine teslim ediniz.
Çin’de yoksulluk içinde yaşayan bir köylü varmış. Bu
köylü yük taşımada kullandığı bir atı ve
bir oğluyla yaşarmış. Bir gün köylünün atı kaçıp gitmiş. Köylünün komşuları,
üzüntülerini bildirmek için köylünün evine gelmişler.
Köylüler: “Ne
kadar üzücü bir şey . Şimdi ne yapacaksınız? Sizin için çok üzülüyoruz”
demişler. Yaşlı köylü “Şimdilik” demiş.
Birkaç gün sonra atı, on tane yaban atıyla geri dönmüş.
Komşular yaşlı köylüyü ziyaret ederek, “Çok sevinçli olmalısın, rahatladın bak
işlerin yoluna girecek” demişler. “Şimdilik” demiş yaşlı köylü.
Birkaç gün sonra yaşlı köylünün oğlu yabani atları
eğitirken, attan düşüp bacağını kırmış. Köylüler yaşlı köylüye gelip, “Ne kadar
kötü talih. Şimdi oğlunun yardımı olmadan ne yapacaksın. Çok üzülüyor
olmalısın.” demişler. “Şimdilik” demiş
yine köylü.
Aradan birkaç hafta geçmiş ve ülkede savaş çıkmış.
Kralın askerleri köydeki yaşlı köylünün oğlu hariç bütün gençleri askere
almışlar. Köylüler yine aynı heyecanla yaşlı köylünün evine gelip, “Ne kadar
şanslısın. Oğlun seninle kaldı.” demişler. Yaşlı köylü komşularına
gülümseyerek, “Şimdilik” cevabını vermiş.
Bizler
de geleceğe ilişkin biraz daha olasılıklı ve olasılıklara hazır bakabilirsek
sanırım gerginliğimiz azalacak ve işlerimiz daha da yolunda gidecektir. Bazı
olaylar karşısında sakince “Şimdilik” diyebilirsek ne güzel olur, değil mi?
Bakırköy MTF Dershanesinden izinle alınmıştır.