İbecik
Burdur’un en uzak köylerinden biridir.Gölhisar İlçesine
bağlı olan köy, Burdur’un güney batısına
düşer.Gölhisar ilçesine uzaklığı 33km.dir.İbeciğin
etrafı Havut Boncuk,Kargın,Asar,Yemişen, Köybeleni isimli
dağ ve tepelerle çevrilmiş,güzelliğine çam ve meşe
ormanlarının yeşilliğinden başka son yıllarda Yapraklı
Barajının mavi sularını katarak götürülüp yaşanmaya
değer bir köy haline gelmiştir.İbecik eskiden
Muğla’nın Fethiye İlçesine bağlı bir köydür.Bu yüzden
köyün yaşlı insanları kendilerini Burdurlu olmaktan çok
Fethiyeli sayarlar.Dalaman Çayı vadisi üzerinde bulunmakta
olan İbecik,komşu köylere göre daha merkezi ve daha
gelişmiş bir köydür.
İbecik ismi
diğer köy isimlerine göre değişik bir isimdir. Duyduğunuzda
kafa yorar, düşünür,sözlüğe bakar anlamını bulmaya
çalışırsınız.Bulamazsınız.Zaten bu ismi de değişikliğe
uğrayarak karşımıza çıkmıştır. Nasıl mı?
Aslı Yörük
olan köy halkı kış aylarını Dalaman Ovası’nda yaz
aylarını da İbecik’te geçirmiş. Köy toprakları
Osmanlılar zamanında Medine Vakfı’na aittir.Yörükler
otlakiye parası karşılığı bu toprakları otlak olarak
kullanıyorlar.
Padişah
sarayında askerliğini yapan Muğlalı Hasan Pehlivan
pehlivanlığı nedeniyle gerek devrin padişahı, gerekse Valide
Sultan tarafından çok seviliyor.Terhis olacağı zaman Medine
Vakfı toprakları kendisine hediye olarak verilir. Hasan
Pehlivan’ın ölümünden sonra oğulları bu toprakları
satar. İbecik köyü toprakları dönümü bir altına,
üzerinde yaşayanlarca satın alınır.
Köy halkı,
kışları geçirmek üzere Dalaman Ovası’na inedursun köyden
sevilen yaşlı bir kadın kışları da burada geçirmek üzere
yerleşir. Bu yörede yaşlı kadınlara ve ninelere ebe
denir.Halk çok sevdiği bu yaşlı kadının bulunduğu bu yere
Ebeciğim yeri demeye başlar. Bu isim daha sonraları Ebecik
olarak kısalır. İsim ağızdan ağıza değişikliğe
uğrayarak İbecik’e dönüşür.Yapılan tahminlere göre köy
kurulalı üçyüz yıldan fazladır.
Çevresini
kaplayan çam ve meşe ormanları nedeniyle çok temiz ve güzel
havaya sahip olan İbecik’te doğal ve tarihi güzellikler
hemen her köşede karşımıza çıkmaktadır.
Köyün
güneybatısında Elmalıyurt Köyü yolu üzerinde bulunmakta
olan tepe üzerinde BUBON şehir kalıntıları bulunmaktadır.
Anfi tiyatrosu kesme duvar taşları, sütun başlıkları ve
çevresini kaplayan yeşillikler görülmeye değer
güzelliklerdir.Tepeden ovanın ve Yapraklı Barajının
görünüşü de çok güzeldir.Yapılan kaçak kazılar sonucu
çıkarılan birçok eser yurt dışına çıkarılmıştır. Bu
eserler korunup burası açık müze haline getirilseydi
İbecik’in birçok ekonomik problemi de çözüm bulacaktı.
Burada çıkarılan ve kaçırılması önlenebilen az miktarda
eser Burdur Müzesi’nde sergilenmektedir.Bunlardan bronz erkek
heykeli görenleri hayranlık içinde bırakmaktadır.
Köyün eski
Göhisar yolu üzerinde ilköğretim okulunun karşısında
bulunmaktadır. Bir kaya kütlesine oyulmuş tek odalı bir
mezardır. Önünde bulunan balkonumsu yerde iki sütun
bulunaktadır. Giriş kapısının iki yanında tahminen
kitabelerin bulunduğu iki boşluk bulunmaktadır.
DOĞAL
GÜZELLİKLERİ:
KARASIL:
Dikmen tepesinin batı tarafında Dalaman Çay’ı akmaktadır.
Çayın diğer tarafı da tepedir. Bu iki tepe arasında karasıl
bulunmaktadır. Bir kayanın gövdesinden çıkan buz gibi suyu,
sıcak yaz günlerinde daima esen rüzgar ve çayın üzerine
kurulmuş köşkü ile çok güzel bir piknik yeridir.Yanı
başında bulunan bir su değirmeni manzarayı daha da
güzelleştirmektedir. Fakat elektrikli değirmenler
kullanılmaya başlandığından bu değirmende kendi kaderine
terkedilmiştir.
DOĞANI: Köyün
doğu tarafına düşmektedir. Etrafı çam ormanlarıyla
çevrilmiş, geniş bir çayırlıktır. Söğüt ağaçlarının
altında bulunan çeşmesinden buz gibi soğuk su akmakta, yaz
günlerinde serin esen rüzgarlarıyla vazgeçilmez bir dinlenme
yeri.
DAMARASI: Doğanı’ya
varmadan karşınıza çıkan ilk geniş
çayırlıktır.Yukarıdaki doğal güzelliklerden başka
Yapraklı Barajı’nda su tutulmaya başlanmasından sonra
barajın her iki yanı da çok güzel bir manzaraya
başlamasından sonra barajın her iki yanı çok güzel bir
manzaraya sahip olmuştur. Şehrin gürültüsünden ve
sıcağından sığınacağınız yerlerin başında çam
ağaçlarının nefis kokusu, baraj sularının serinliği ve
maviliği gelmektedir. Bir akşam üstü çayınızı yudumlarken
güneşin kızıllığını sularda seyredebilirsiniz.
İbecik
Köyün’nün mahalli giysisi üç etektir. Elbiseler giyiniş
sırasına göre ,göynek,don, henteri, zıbın, kuşak ve
başlıklardan oluşur. Başa önce krapler ve çeki takılır.
Çekinin üzerine baş altınları takılır. Bunun üzerine de
heril örtülür.
Şalvar:Bu
parça Bursa denilen parlak saten kumaştan yapılır.
Göynek:Üç
eteği yakıştıran bir giysidir.İpek veya bürüncük denilen
değerli bir kumaştan dikilir. Geniş olur ve yan tarafına
dantel ve pul oyalar işlenir.Yakası boncuk ve pullarla
süslenir.
Üç etek:4
metre ipekli denilen kumaştan dikilir. Bu işi bilen usta
kadınlar tarafından dikilen üç etek astarlıdır.Tellinin
kenarına oymalar yapılır. Bu kaytan denilen siyah
kalınlığında fakat yumuşak bir iple yapılır. Üç
eteğin etek kısmı üç parçadır.İki parça önde bir parça
ise arkada bulunur. Etek boyu ayağa kadar uzanır.
Zıbın:Genellikle
beyaz kadife veya talliden yapılır. Kollar üç etek gibi özel
bir şekilde oyulur ve omuzlara kadar işlenir. Boyu belin üst
tarafına gelecek şekildekısadır.
Gırap:İnce
canlı renkli değişik renkleri olan bir kumaştır.Uzunlukları
2 - 2,5 metre olabilir. Başa ortta kısmından örtülür.İki
veya üç tane takılır.Gelinlerde bu sayı artar.
Siyah Yazma: Bu
yazmalar özenle oyalanır. Yazma üçgen şeklinde katlanır.
Grapların üzerine alın üzerine bağlanır. İcelerle
süslenmiş bir takı üzerine yerleştirilen baş altınları
alna takılır.
Kızların
gelinliği üç etektir. Düğünden sonra bir ay süreyle
giyilir.
Çalgı
olarak davul, zurna ve hafif çalgılar kullanılır. Cuma günü
öğleden sonra kıza kına ana kınası, cumartesi günü akşam
kıza yine kına yakılır. Pazar günü gelin alması olur.
Kendilerine dürü gönderilenler indirmelik verirler.
KAYNAK: GÖLHİSAR REHBERİ (GÖLHİSAR
OTOMOBİLCİLER ODASI)