ÖĞRENCİ TANIMA TEKNİKLERİ

 

 

BİREYİ TANIMA

 

İnsanlar sayılamayacak kadar çok özellikler yönünden birbirlerinden ayrılırlar. Her birey kendine özgü bir varlıktır. Bireyler arasındaki farklılık, birbirlerinden farklı özelliklere sahip olarak dünyaya gelen  bireylerin, birbirlerinden farklı çevrelerde yetişmelerinden ileri gelir.

Rehberliği, kendini ve çevresi daha iyi tanıyıp anlamasında, sahip olduğu gizli güçleri geliştirmesinde, karşılaştığı  sorunlara doğru ve yerinde çözüm yolları bulabilmesinde bireye yapılan sistemli yardım olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımda sözü edilen “kendini tanıma ve gizli güçleri geliştirme”  her şeyden önce bireyin özelliklerini ayrıntılı olarak incelenmesini gerektirir. Rehberlik, bireyin kendini tanıması ve çevre olanaklarını maksimum gelişimi için kullanabilmesinde bireye yapılan sistemli yardım olarak düşünülürse bireyin kendini tanımasına yardımcı olmanın, rehberliğin birinci fonksiyonunu olduğu görülür.

Öğrencilere ilgi ve yeteneklerine uygun eğitsel programlar ve meslekler seçmesinde, başarısızlık, ilgisizlik ve sosyal uyumsuzluk vb. sorunların çözümlenmesinde yardımcı olmak her şeyden önce onların zayıf ve güçlü yanlarının ilgi,tutum ve değer yargılarının  yetiştikleri  çevrenin geliştirici ve engelleyici etkilerinin ayrıntılı olarak bilinmesine bağlıdır.

Öğrencinin bilinmesi gereken yönlerini söyle sıralayabiliriz:

 

Sağlık

Öğrencinin yakından bilinmesi gereken yönlerinden biri onun bedensel gelişimi ve beden sağlığıdır. Beden sağlığı okul başarısını etkileyen önemli faktörlerden biri olduğu gibi, kişilik gelişiminin de önemli belirleyicilerindendir. Bu nedenle, öğrencinin her yıl oyu ve ağırlılığı ölçülmeli, görme , işitme , konuşma bozukluğu, görünür beden sakatlıkları olup olmadığı, vaktiyle geçirdiği hastalıklar saptanmalı, her yıl en az bir kez sağlık yoklamasından geçirilmelidir.

 

Yetenekler

Rehberlik örgütünce öğrencinin bilinmesi gereken en önemli yönü yeteneğidir. Başlangıçta bireysel farların incelenmesi işine yeteneklerden baylanmıştır. Bugün de bireysel farlar deyince , önce yetenekler yönünden farlar akla gelmektedir.

Yetenek, eğitim yolu ile bilgi ve beceri kazanma gücünün  karakteristik belirtisi sayılan özellikler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Şu halde yetenek bir kimsenin eğitimden neler kazanabileceğini, ilerde neler yapacağını değil, neler yapabileceğini gösterir. Akademik eğitim, daha çok sözcükler arasındaki ilişkileri  görebilme, sayısal akıl yürütme ve soyut düşünme yeteneklerinden oluşan ve “akademik yetenek” olarak adlandırılan bileşik bir gücü göstermektedir. Bunun yanında bazı meslekler ve bu mesleklere hazırlayıcı meslek eğitimi programları, akademik yetenek yanında özel yetenekleri  de gerektirmektedir. Bir öğrenciye eğitim dalını ve mesleğini seçmesinde yardımcı olabilmek için , her şeyden önce onun genel ve özel yetenekler yönünden durumunu, zayıf ve güçlü olduğu alanları bilmemiz gerekmektedir.

Akademik yeteneği oluşturan yeteneklere özel yeteneklerden bazıları şunlardır:

1-     Sözel Yetenek

a)     Sözel Akılcılık

b)    Sözel Akıl Yürütme

 

2-     Sayısal Yetenek

a)     Hesaplama

b)    Sayısal Akıl Yürütme

 

3-     Şekil-Uzay Yeteneği

a)     Şekil Algısı

b)    Uzay İlişkilerini Görebilme

 

4-     Renk Algısı

5-     Bellek

6-     Ayrıntıyı Algılama

7-     Mekanik Yetenek

8-     El Becerisi

9-     Parmak Becerisi

10-El-Göz İşbirliği

 

İlgiler

İlgi; bir nesne ya da bir faaliyete karşı, kısıtlayıcı koşullara karşın oldukça sürekli bir bağlanma durumu olarak tanımlanabilir.

Okullarımızda rehberlik uygulamalarının esas amacı, öğrencilerin ilgi ve yeteneklere uygun bir program izleyip yine ilgi ve yeteneklere uygun bir mesleğe yönelmelerine yardımcı olmak olduğuna göre öğrencilerin ilgileri de bilinmesi gereken önemli hususlardan birini teşkil etmektedir.

Aşağıda bazı ilgi alanları sıralanmıştır;

1-     Temel Bilim

2-     Sosyal Bilim

3-     Canlı Varlık

4-     Mekanik

5-     İkna

6-     Ticaret

7-     İş Ayrıntıları

8-     Edebiyat

9-     Güzel Sanatlar

10-Müzik

11-Sosyal Yardım

 

Akademik başarı

Öğrencinin geçmişteki ve halihazır başarısı da eğitsel ve mesleki rehberlik açısından bilinmesi gereken hususlardandır. Yapılan araştırtmalar geçmiş başarının gelecekteki başarıyı önceden kestirmede güçlü bir etken olduğunu göstermektedir. Bir alanda bilgi ve beceri kazanabilmek için bireyin, o konu alanının gerektirdiği yeteneklere, öğrenme fırsatlarına, konuyu öğrenmeye karşı ilgi ve güdülenmeye olduğu kadar, konu ile ilgili ön bilgi ve beceriye sahip olması da gerekmektedir. Öğretim programlarında konular aşamalı bir düzen içinde verildiğinden, yani her konu öncekine dayalı olduğundan, öğrencinin bir konu alanındaki bayarısı bir konunun öğrenilmesinde gösterdiği başarıya bağlı bulunmaktadır.

Gelecekteki  başarıyı önceden kestirebilme yanında, başarısız öğrencilere düzeltici ve geliştirici çalışmalar yaptırmak için de onların halen çeşitli konu alanlarında güçlü ve zayıf oldukları yanların bilinmesine ihtiyaç vardır.

Bu nedenle öğrencinin geçmiş yıllarda devam ettiği okulların sayısının, öğretmen, ders araçları gibi eğitim olanakları bakından durumunun onun okuldaki halihazır başarısını ve uyumunu etkileyen önemli faktörler olduğu göz önünde bulundurulmalı, bu konularda mümkün olduğu kadar doğru ve ayrıntılı bilgi toplanmalıdır.

 

Kişilik

Öğrencinin bilinmesi gereken bir diğer yönü de onun kişiliğidir. Genel ve özel yetenekler, başarı ve ilgiler, kişilik dediğimiz bütünlüğü oluşturan öğelerdendir. Bireyin beden yapısı, mizacı, ilgileri, psikolojik ihtiyaçları, yetenekleri, alışkanlıkları, tutumları ve değer yargıları dinamik bir örüntü teşkil eder ve onun, çevresine tipik uyumunu belirler. Liderlik bağımsız davranabilme, duygusal kararlılık, başkaları ile işbirliği yapabilme gibi özellikler yönünden ne durumda olduğunu bilmek bireyin okula uyumunu öğretmen ve arkadaşları ile ilişkilerini anlamamız için gereklidir.

 

Benlik Tasarımı

Rehberlikte öğrencinin bilinmesi gereken en önemli yönü onun kendini nasıl gördüğü, yani kendi hakkındaki benlik tasarımıdır. İnsan çevresine , kendini algılama biçimine göre tepkide bulunur. Kişinin davranışları onun kendi hakkındaki değerlendirmeleri göre yön alır.

 

 

Çevre

Öğrencinin bu saydığımız bedensel ve psikolojik özellikleri yanında, sosyoekonomik durumunun ve okul dışı çevresinin de rehberlik örgütünce etraflıca incelenmesi gerekir. Ana babanın ekonomik ve kültürel düzeyi çocuğun yeteneğini, ilgilerini, ve eğitime karşı tutumunu, dolayısıyla okuldaki başarısını ve uyumunu etkileyen önemli bir etken olarak kabul edilmektedir.

 

BİREYİ TANIMA TEKNİKLERİ

 

Bireyi tanıma tekniklerinin kullanılmasında asıl amaç bireyin kendini tanımlamasına yardımcı olmaktır.

Bireyi tanıma tekniklerinin kullanılışında şu ilkelerin göz önünde bulundurulması gereklidir:

1-Geçerlilik ve güvenirliği ne kadar yüksek olursa olsun, tek bir ölçme aracı bireyi tanımada yeterli değildir.

2-Bireyi her yönü ile ve tam olarak tanımak bir idealdir, bireyi tanıma çabaları bu ideale yaklaşmaya yönelik olmalıdır.

3-Bireyi tanımanın asıl amacı, onun kendini tanımasına yardımcı olmaktır. Kendini tanıma gereksinmesi çok kere bir uyum sorunu ya da karar verme gereği ortaya çıktığında hissedilir.

4-Geçerlik ve güvenirliği ne kadar yüksek olursa olsun birey hakkında mevcut bilgilerimize bir şey kalmayacak tekniklerin kullanılmasından kaçınmalıdır. Mevcut bilgilerimizi zenginleştirecek ve gerçeğe yaklaşmaya yardımcı olacak araçların kullanımı tercih edilmelidir.

5-Bireyi tanıma yöntemlerini bir bütün olarak uygulayıp yorumlamak, bunları farlı zamanlarda uygulayıp sonuçlarını ayrı ayrı yorumlamaktan daha yararlıdır.

6-Sonuçları kullanılmayacak araç ve tekniklerin kullanılmasından kesinlikle kaçınılmalıdır.

 

Bireyi Tanımada Kullanılan

Öznel Teknikler

Gözlem

Bireyi tanıma tekniği olarak gözlem, bir kimsenin, diğer bir kimse hakkında, duyu organları ile bilgi edinme yoludur. Gelişigüzel gözlem ve sistemli gözlem olarak iki çeşit gözlemden söz edebiliriz.

a) Gelişigüzel gözlemlerden edinilen yargılar çoğunlukla bir kimsenin bir ya da birkaç özelliğini tanıyarak kişinin bütünü hakkında verilmiş yargılardır. Gelişigüzel gözlem verileri birey hakkında diğer yollarla edinilen bilgilerle birlikte kullanıldığı zaman bir anlam taşır.

b) Gelişigüzel gözlem yolu ile öğretmenler çoğu kez göze batan öğrencileri tanıma eğilimindedirler; kendilerini gösteremeyen öğrencileri tanımazlar. Onlardan bütün öğrenciler hakkında kanılarını bildirmesi istendiğinde tanımadıkları öğrenciler hakkında genellikle belirsiz, kesin olmayan yargılar verirler.

c) Gelişigüzel gözlem yoluyla edinilen bilgiler özneldir; kişiden kişiye değişir.

Bireylerin, belirli davranışlarının, doğal yaşamları içinde kasıtlı olarak gözlenmesine ” sistemli gözlem”  denir.

Gözlem veriler, geçerlik ve güvenirliği oldukça zayıf verilerdir. Gözlemcinin tutumları, değer yargıları, inançları,  bilincinde olduğu ya da olmadığı ihtiyaçları, beklentileri gözlem sonuçlarını etkiler. Örneğin, otoriter bir öğretmen, açık sözlü ve bağımsız bir öğrenciyi saygısız olarak niteleyebilir. Aslında gözlemcilerin olguları, durumları bir fotoğraf makinesi gibi saptaması gereklidir. Ancak bu ideal durumdur. Gerçekte çoğu kez, gözlemci raporunda gerçek olayları değil kendi dünyasını yansıtmaktadır.

Sistemli gözlem zaman alıcı ve zahmetli bir inceleme yoludur. Gerçeğe uygun ve güvenilir bilgi edinmek için bireyi değişik durumlarda gözlemek; gözlenecek özellik için yeterli davranış örnekleri  elde etmek gereklidir. Sözgelişi, yabancı dil dersinde silik ve çekingen duran bir öğrenci, beden eğitimi dersinde sınıfın lideri olabilir. Bu nedenle, bireyin çeşitli durumlarda gözlenmesi gerekmektedir.

Çok sayıda gözlem yaparak, gözlem yapmada ustalaşmak mümkündür. Ayrıca aşağıdaki hususları dikkate almakla gözlem verilerinin geçerlik ve güvenirliği arttırılabilir.

1-Gözlem yapmadan önce neyin gözleneceği açık bir şekilde saptanmalıdır.

2-Belli bir zaman süreci içinde sadece bir öğrenci gözlenmelidir.

3-inceleme konusu olan özellik için “kritik” sayılabilecek davranışlar gözlenmelidir.

4-Öğrenciyi bir gün boyunca, farklı zamanlarda ve farlı durumlarda gözlemelidir.

5-Gözlem sonuçlarını gözlenenin gözü önünde kaydetmeden gözlem yapmaya çalışmalıdır.

6-Gözlemci gözlem verileri kaydederken, yalnız,  “gözlenen davranışları” zaman ve yer belirterek ve mümkün olduğu kadar ayrıntılı bir bizinde yazmalı öznel genellemeleri  ya da değerlendirmelerini gözlem verileri ile karıştırmamalıdır.

 

Olay Kaydı (Anekdot)

Öğrencinin manidar bir davranışının ayrıntılı bir tablosu, gözlemcinin bir anlık bir olayı fotoğrafla yakalamasıdır.

Bir olay kayıt formunda şu kısımlar bulunmalıdır:

1-Gözlenen öğrencinin adı,soyadı, numarası, sınıfı, şubesi

2-Gözleyenin adı, soyadı, ünvanı

3-Olayın geçtiği yer ve zaman

4-Olayın betimlenmesi

5-Gözleyenin yorumu

6-Gözleyenin tavsiyesi

Olay kayıtları genellikle öğrencilerle en yakın etkileşimde bulunan öğretmenler tarafından tutulur. Bu kayıtların, danışman odasındaki öğrenci dosyasında saklanması yararlı olur.

Olay kayıtları öğrencinin okuldaki yaşamının bir kesitini vermeli, onun çeşitli durumlarda nasıl davrandığını gösteren yığmalı bir bilgi bütünü olmalıdır.

Olay kaydı, sayısal değerlendirmeleri tamamladığı ve öğretmenlerin dikkatlerini öğrenci davranışlarına çektiği için yararlı bir tekniktir.

Bunların yanında olay kaydı aşağıdaki hallerde sakıncalı  da olabilir:

1-Bir öğrenci ile ilgili bir iki olayı, onu tüm okul yaşamından soyutlayarak inceleyip kaydetmek, onu tek başına yorumlamak çoğu kez yanıltıcı olabilir.

2-Olay kaydı bir öğrenci bir olay “tipik” olma özelliğini yitirdikten sonra bile o olayı öğrenci aleyhinde kullanma eğiliminde olanlara veri sağlamış olabilir. Öğretmenler genellikle can sıkıcı, istenmeyen davranışları gözleyip kaydetme eğiliminde olduklarından, olay kayıtları daha çok öğrencilerin olumsuz yanlarını yansıtan verilen bütün haline gelebilir.

Olayın ayrıntılı bir şekilde yazılması çok zaman alıcıdır. Öğretmenler ya üşendiklerinde ya da gerçekten zaman bulamadıklarından gözlem verilerini yazma işini erteleyebilir. Olayın cereyan ettiği ve gözlendiği zamanla kaydedildiği zaman arasındaki süre uzadıkça gözlemciin hayal ürünleri gerçeğe daha çok karışır ve olay kaydı gerçeği yansıtmaktan uzaklaşabilir.

 

Dereceleme Ölçekleri

Bir kimsenin bir kimse hakkında sistemli ya da sistemsiz gözlemler sonucunda edindiği kanılarını bildirmesinin bir yolu da dereceleme ölçekleridir. Öğrenciler hakkında öğretmenlerin, işçiler hakkında ustabaşılarının, memuriyette astlar hakkında üstlerin kanılar bu yolla elde edilir.

Dereceleme ölçeklerinin bir çok çeşitleri olup aşağıda bunlardan bazıları açıklanmıştır:

Sayısal Ölçekler

 Sayısal ölçeklerde dereceleyen kimse daha önce katsayıları çok iyi tanımlanmış bir seri numara kullanır; her bireyi belli bir nitelik açısından derecelerken , ona daha önce açıkça betimlenmiş numaralardan birini  verir. Öğretmenlerin öğrenci başarılarını değerlendirme işleminde not vermeleri sayısal ölçeklere bir örnek olabilir.

Grafik Ölçekler:

 Grafik tipte ölçekler en yaygın olarak kullanılan ölçeklerdir. Bu tür derecelemede ölçülecek nitelik, çeşitli basamaklar halinde devamlılık gösterin bir doğru üzerinde gösterilir. Sözgelişi liderlik niteliği bir doğru üzerinde  şu basamaklara ayrılabilir:

 

 

_____1__________2____________3______________4______________5____

Liderlikten    Liderlik rolü       İstenirse              Liderlik             Liderlik rolünü

kaçınır           almamayı           liderliği               rolü alır             aktif olarak

                       tercih                 kabul eder                                     kabul eder

Dereceleme örneklerinin hazırlanmasında ve bunları dereceleyecek olan kimselerin yetiştirilmesinde şu hususlara dikkat edilmelidir:

1-Ölçülmesi düşünülen her özellik açıkça belirlenmiş olmalı, derecelenecek özellik her dereceleyicide aynı anlamı yaratmalıdır.

2-Her özellik gözlenemez. Onun için başkalarının gözlemine açık olmayan özellikleri derecelemekten kaçınmalıdır.

3-Özelliğin farklı dereceleri açıkça belirlenmeli her basamak için davranışsal bir tanım verilmelidir. Basamaklar genellikle olumsuzdan olumluya, basitten karmaşığa doğru sıralanmalıdır. Genellikle 5 basamak en yaygın kullanılanıdır.

4-Mutlaka birden fazla kişinin derecelemesine başvurul malidir. Dereceleyenlerin sayısı arttıkça dereceleme ölçeğinin güvenirliği de artar.

5-Derecelemeyi yapan kimsenin dereceleyeceği kimseleri iyi tanıdığından emin olunmalıdır.

6-Bir dereceleyici bir özellik yönünden bütün bireyleri dereceledikten sonra ikinci özelliğe geçmelidir.

7-Bazı dereceleyicilerin bol, bazılarının kıt not vermeli sık sık gözlenen bir olgudur. Bu hatayı önlemek için değerlendirme farkları istatistiksel yollarla araştırılmalı, dereceleyiciler arısı anlaşa derecesi korelasyon tekniği ile saptanmalı , verilen puanların ortama standart kayma ve medyan derecesine bakılmalı çoğunluğun derecelemelerinden çok fazla sapan derecelemeler ortalamaya katılmamalıdır.

 

Otobiyografi

Otobiyografi bir kimsenin şimdiki ve geçmiş yaşamını yazılı olarak anlatmasıdır. Genellikle kişi yaşam öyküsünü anlatırken kendince önemli gördüğü özelliklerini ve bu özelliklerine karşı tutumunu, bunların oluşmasında rol oynayan geçmiş olaylara ve kişilere verdiği önemi yansıtır. Yaşam öyküsü kısaca anlatıldığı zamanlar birey kendisi için en önemli olan olayları dile getirir.  Bu da bireyi inceleyen kişiye onun değerleri, beklentileri, gereksinmeleri  ve çatışmaları kısaca kişilik dinamizmi hakkında ipuçları verir.

Otobiyografi kişinin kendini nasıl gördüğünü anlamaya olanak veren tekniklerin başında gelir. Ayrıca kişinin halen gözlenen özelliklerinin geçmiş olaylardan kaynaklandığı sayıltısı  otobiyografinin temelini oluşturur. Kişinin bizzat kendini e geçmişini nasıl algıladığı ve yorumladığı konusunda değerli ipuçları veren bir teknik olup böylesine öznel bir bilgiyi en kısa yoldan sağlayabilecek bir ölçme aracı olması bakımından önemli ve yararlıdır.

Bireyin başkaları tarafından nasıl görüldüğünden çok onun kendini nasıl gördüğünün önemli olduğunu, bireyin davranışlarının, onun kendini ve çevresini algılama biçimini belirlediği görüşünü benimseyen kimseler için otobiyografi uygun bir “birey tanıma yöntemi” dir.

Öğrencinin otobiyografi yolu ile kendini anlatması için her şeyden önce boşalma, derdini dökme ihtiyacını duyması ve karşısındakine güvenmesi gerekir. Bu da otobiyografinin okunmasından sonra kendisine bir yardım sağlanacağından emin olması ile mümkündür. Bu yardım genellikle otobiyografinin yazdırılması sırasında vaadedilen yardımdır.

 

Sosyometri

Bir grubun üyeleri arasındaki etkileşim örüntüsün saptamak amacı ile kullanılan tekniğe “sosyometrik test”  verilir. Okul ortamında  ilişkileri belirleyen belli faktörler vardır. Bunlardan en sık görülen ve sosyometri ölçümlerinde ele alının faktörler sosyal kabul, liderlik ve akademik yardımdır. Sosyometrik testi uygulamaya başlamadan önce hangi amaçla ya da hangi tür bilgi edinmek istendiğine karar verilme ve sosyometrik ankette yer alacak sorular buna göre hazırlanmalıdır.

Sosyometrik testin güvenirliği grubun birbirini tanıma ve içten cevap verme derecesine bağlıdır. Alınan sonuçların kendilerinin gelişimi için kullanılacağından emin olan öğrencilerin sorulara doğru cevap verecekleri muhakkaktır. Böyle durumlarda üçten fazla çok sevdiği arkadaşı olmayan bir kimsenin de yine üç isim yazma durumunda kalması sıkıntı yaratabilir. Ayrıca bu iki öğrencinin en sevdikleri kişiler olarak yazdıkları isimler aynı anlamı taşımamaktadır. Bu sakıncayı önlemek için öğrencilere eğer yazacak isim bulamıyorlarsa cevap yerini boş bırakmalarını söylemektir.

Sosyometri tekniği uygulanması kolay için okullarımızda sık sık kullanılmaktadır.

 

Kimdir Bu Tekniği

Bu teknikte bir dizi kişilik özelliği veya davranış tarzı yazılır ve öğrencilerden her bir özelliğin karşısına, bunu en iyi temsil eden arkadaşlarının adını yazması istenir. Bir özelliğin karşısına birden fazla isim yazılabileceği gibi hiçbir isim de yazılmayabileceği kendilerine söylenir.

Bu teknikte kullanılabilecek bazı kişilik özellikleri:

1-Derse sık sık geç kalan kimdir?

2-Çok temiz ve çok tertipli olan kimdir?

3-Herkesin yardımına koşan kimdir?

4-Her şeyden alınan, çabuk ağlayan kimdir?

Bu yolla edinilen bilgilerin öğrenci ile paylaşılması onun kendin daha doğru olarak değerlendirmesine yardımcı olabilir.  Ancak olumsuz özelliklere sahip kişilerin de belirlenebilmesi için bu bilgilerin isimsiz olarak toplanması yararlı olabilir.

 

 

BİREYİ TANIMADA TEST TEKNİKLERİ

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru, psikolojinin bir bilim olarak gelişmeye başladığı yıllarda öncelikle bireysel farklar ve bunların ölçülmesi psikologların ilgisini çekmiştir.

 

Rehberlikte Testlerin Kullanıldığı Durumlar

 

1- Yordama (pediction): Bir kimsenin belli bir eğitim programında ya da bir çalışma alanında ne ölçüde başarılı olacağını kestirmek amacı ile geliştirilen yetenek testleri ve ne ölçüde doyum sağlayacağını kestirmek amacı ile hazırlanan ilgi envanteri bir danışmanın eğitim  ve meslek danışmanlığı yaparken başvuracağı temel ölçme araçlarıdır.

2- Sebebi Ortaya Çıkarma : Rehberliğin bir işlevi de okulda başarısız olan ya da uyumsuzluk gösteren öğrencilerle ilgilenmektir. Öğrencilerin gelişimlerinde gözlenen gecikmenin ve bozuklukların çarelerini bulabilmek, her şeyden bunların nedenlerini doğru teşhis etmeye bağlıdır. Çeşitli test dışı teknikler yanında yetenek ve başarı testlerinin ilgi ve kişilik envanterlerinin uygulanması yararlı olur.

3- İhtiyaçları Saptama: Bir rehberlik servisi herhangi bir hizmeti uygulamaya koymadan önce böyle bir hizmete ne kadar öğrencinin ihtiyacı olduğunu saptama gereğini duyabilir. Aslında bir okulda rehberlik servisi kurulduğu zaman verilecek hizmetleri saptamak  ve bunları öncelik sırasına koymak için ilk iş öğrenci ihtiyaçlarını belirlemektir.

4- Değerlendirme :   Danışman, psikolojik danışma ve rehberlik vermeden önce ve hizmeti verdikten sonra danışanın belirli özelliklerinde değişme olup olmadığını saptama gereği duyabilir. Danışman belli bir  bilgi vermeden önce danışanın sorununun kendi uzmanlık alanına girip girmediğini bilmek isteyebilir. Bir  danışman, daha ilk karşılaşmada danışanın ileri derecede ve değerlendirme bozukluğu gösterdiği izlenimi edinirse ilk izleniminin doğruluğunu sınamak için bazı teknikleri uygulama yoluna gidebilir. Bazı rehberlik merkezlerinde danışmanlar rehberliğin belli bir alanında uzmanlaşmış olabilirler. Örneğin danışmanlardan biri daha çok meslek seçimi sorunları, bir diğeri kişisel-sosyal uyum sorunları olan öğrencilerle ilgilenmekte olabilirler.  Danışanları, sorunları ile ilgili uzman danışmanlara gönderebilmek için erken teşhise gerek duyan bir erken danışman psikolojik danışma hizmetleri verilmesinden önce test uygulama yoluna gidebilir. Ancak bu tür uygulamaların bazı sakıncaları vardır ve bu konu ileride tartışılmaktadır.

Değerlendirme amacı ile yürütülen test uygulamalarının bir diğer şekli de danışmanın verdiği hizmetin etkisi saptamak için hizmet vermeden önce ve sonra test uygulamasıdır. Örneğin, psikoljik danışmanın amacı danışanın kendine daha olumlu bir tutum geliştirmesine yardım alarak tanımlanmışsa, kişinin kendine karşı tutumunu ölçen bir envanter, psikolojik danışma yardımından önce ve sonra uygulanabilir ve aradaki farka bakılarak bir gelişme olup olmadığı saptanabilir; yada öğrencilere meslekler hakkında bilgi vermek amacı ile meslek tanıtma programı düzenleyen bir danışman, öğrencilerin meslekler hakkındaki bilgilerinin artıp atmadığını ancak meslek bilgisini ölçen bir testi programın başında ve sonunda uygulamakla anlayabilir.

5- Araştırma  :  Danışman daima gelişme çabası içinde olmak durumundadır. Yani danışmanın bir görevi de rehberlik işlerini daha da iyileştirici yöntemler bulmak için araştırmalar yapmaktır. Her araştırmacı gibi danışman da incelediği problemin niteliğine göre uygun bulduğu bir arcı kullanabilir.

6- Rehberlik Hizmetlerini Öğrenciye Tanıtma : Bir okulda yeni kurulan rehberlik merkezine öğrencilerin ayağını alıştırmak epeyce zaman  ister. Öğrenciler rehberlik merkezinin verdiği hizmetleri yapılan konuşmalardan dinleseler de o hizmetlerin gerçek niteliğini bir yaşantı geçirmeden anlamaları güçtür. Böyle durumlarda danışman, grup halinde öğrencilere bir ilgi yada kişilik envanteri uygulayabilir ve sonucu öğrenmeye gelen öğrencilerle yapacağı görüşmeler sırasında merkezin çalışmalarını gerçek bir uygulama ile göstermiş olur.

Uygulanacak Testlerin Seçimi

Bir danışma merkezine başvuran danışanların sorunları çok değişik olabilir. hatta bazıları belli bir test adı verip onu almak isteyebilir. Testlere karşı aşırı bir güven geliştirmiş danışanlarla da karşılaşılabilir.

Eğer bir danışanın test alması uygun görülüyorsa bu defa uygulanacak testin seçimi sorunu ortaya çıkmaktadır. Bordin (1955) danışanın test seçimine katılmasının şu bakımlardan yararlı olacağı görüşündedir:

1.     Eğer danışanın katılımı sağlanmadan test uygulanmalarına girişilirse danışanlar daha sonraki görüşmelere gelmeyebilir.

2.                     Testlerin amaçları konusunda inandırılan danışanlar testlere cevap verdikleri sırada kendilerini gözlemekten ileri gelen bir iç görü geliştirebilirler.

3.     Danışan testlerin ölçtüğü özelliklerle kendi amaçları arasındaki ilişkiyi görebildiği takdirde test alırken elinden geleni yapmaya çalışır.

4.     Danışan test seçimine katıldığı oranda sonuçları kabule hazır olur.

5.     Bağımlılığın bir sorun olduğu yerde, danışmanın test uygulama sorumluluğunu tümüyle üzerine alması bağımlılığı pekiştirmekten başka bir işe yaramaz.

6.     Ya kararına güveni olmadığından ya da karar vermede başarılı bir yaşantı geçirmemiş olması yüzünden karar verme korkusu olan bir danışanla çalışırken, yani kararsızlığın bir sorun olduğu yerde,test seçimi ile danışan ilk defa karar verme yaşantısı geçirmiş olur.

Danışanların test seçimine katılmasına karşı olanların görüşlerini ise Goldman (1961) şöyle özetlemektedir:

1.     En uygun test seçilip başarılı bir biçimde uygulandığı sürece nasıl bir işlemin uygulandığı pek fark etmez.

2.     Testlerin kullanılmasına ilişkin kararlar bilgi ve yeterlilik gerektirir ve pek az danışan buna sahiptir. Onun için bu iş danışman tarafından yapılmalıdır.

3.     Danışan duygusal problemleri ile fazla yüklü olabilir, test uygulama hakkında karar veremez.

Rehberlikte Kullanılacak Testlerde Bulunması Gereken Özellikler

Rehberlikte kullanılacak test ve envanterlerin bazı niteliklere sahip olması bazı kriterleri karşılaması gerekir. Bunları şu şekilde belirliyebiliriz:

Geçerlilik : Bir testin geçerliliği, ölçmeyi hedef aldığı özelliği ne ölçüde ölçtüğünü ifade eder. Bir testin geçerliliği bir derece meselesidir ve çeşitli geçerlilik türleri vardır. Bir testin kullanılış amacına bağlı olarak istenilen geçerlilik türü de değişir.

Güvenirlik : Güvenirlik bir testin ölçmeyi hedef aldığı özelliği ne ölçüde doğru ölçtüğünü gösterir. Kısaca güvenirlik bir testten çeşitli zamanlarda elde edilen puanların kararlılığının bir göstergesidir. Güvenirlik de geçerlilik gibi bir derece meselesidir.

Norm : Norm bir kimsenin bir testten aldığı puanı başkalarının puanları ile karşılaştırarak anlamlandırmamıza olanak veren veridir. Norm olmadığı sürece bireysel puanları yorumlamak mümkün olamaz.

Eş Form : Rehberlikte kullanılacak testlerin eş formlarının bulunması gerekir. Özellikle psikolojik danışma yardımlarından sonra bireyin psikolojik özelliklerinde bir değişme meydana gelip gelmediğini saptamak için bir test daha uygulamak gerekebilir.

Çok Faktör : Rehberlikte tek puan testler yerine, mümkün olduğu kadar çeşitli puan veren testler tercih edilmelidir. Bu özellikle yetenek testlerinde geçerlidir.

Test Sonuçlarının Kendini Tanımaya Etkisi

Bireyleri test almaya sevk eden ihtiyaçlar olduğu gibi, test sonuçlarına karşı tutumları da farklı olabilmektedir. Bu bakımdan, test sonuçlarının bireysel sözlü olarak bildirilmesi gerekir. Çünkü, ancak bireysel danışmada farklı tutumları etkili biçimde ele alabilmek mümkün olabilmektedir. Ancak uygulanan testlerin niteliğine ve bireylerin kendilerine ilişkin gerçekleri kabule hazır oluş derecelerine göre sonuçları grup halinde veya yazılı olarak bildirmek de mümkün olabilir.

Test uygulamalarının amacı, bireylerin, oldukça objektif yollarla elde edilen kendilerine ilişkin yeni bilgileri benlik tasarımlarına katmalarını ve davranışlarını test verileri doğrultusunda değiştirmelerini sağlamaktır.

Test sonuçlarını bildirirken danışmanın bulguları sadece objektif bir tutumla aktarmasının yeterli olup olmadığı, danışanın da görüşlerine başvurması gerekip gerekmediği, tartışmalara ve araştırmalara konu olmuştur. Lyle Rogers (1954) danışan katılımını sağlayan “kendini değerlendirici” yöntemle, test bulgularını mekanik olarak iletmeyi amaçlayan “test merkezli” yöntemin etkilerini karşılaştıran araştırmasında her iki yöntemin de kendini tanımaya aynı derecede olumlu etkisi olduğunu saptamıştır.

Test sonuçlarını bilmekle kendini değerlendirme arsındaki ilişkide danışanın özelliklerinin de rol oynadığına işaret etmek gereklidir. Test sonuçları daha önceki benlik tasarımına uygun ise birey onları öğrenme ve akılda tutma eğilimi göstermekte, ters düşüyorsa reddetmektedir.

Test Sonuçlarını Bildirirken Göz Önüne Alınacak Hususlar

Test bulguları çok kere bireyin mahrem saydığı bilgiler olabilir. Bu bilgilerin iletilmesi işleminin bireysel danışma yöntemi ile yapılması gerekir. Test bulgularını iletirken göz önünde bulundurulması gerekli bazı hususlar aşağıda özetlenmiştir:

1.                     Sonuçları bildirmeye başlamadan önce danışanın gerçekten bunu bilmek isteyip istemediğinden emin olmak gerekir.

2.                     Test puanlarını açıklamadan önce danışanın testten ne beklediğini tartışmakta yarar vardır. Bu aşamada danışana bazı madde örnekleri vererek testleri hatırlatmak ve ne ölçtüğünü kısaca bir kez daha anlatmak yerinde olur.

3.                     Danışanın her bir testten nasıl bir başarı beklediği sorulmalıdır. Sonuç hangi tür puanla bildirilecekse (standart puan, yüzde puan) o puanın anlamı önceden açıklanmalı, sonra da danışana, testteki performansını düşünerek genel dağılım içinde kendini nerede gördüğü sorulmalıdır.

4.                     Eğer birden fazla test uygulanmışsa açıklamaya yetenek testlerinden başlanması uygun olur. Uygulanan test bir genel yetenek testi ise bireyin aldığı puanın çeşitli referans grupları içindeki yeri, yüzdelik veya standart puan olarak bildirildikten sonra mümkünse testi oluşturan sözcük, sayı yada şekil sorularından hangilerinde daha başarılı olduğu belirtilmelidir.

5.                     Yetenek testlerinin sonuçlarından hemen sonra veya zamanlı olarak ilgi envanteri sonuçları açıklanmalı ve ikisi arasında ilişki kurmaya çalışılmalıdır.

6.                     Danışanın yetenek puanları ile okulda veya başka çevrede o yetenek ile ilgili çalışmalarındaki başarı durumunu karşılaştırması için uyarıcı sorular sorulmalıdır.

7.                     Kişilik envanterleri bazen kişinin kendine saygısı açısından çok önemli kişilik boyutlarını ölçmüş olabilir. bu tür envanterlerin sonuçlarını açıklarken ölçülen özelliklerin içerdiği kavramları doğru, bilimsel ama öğrencinin anlayacağı bir dille açıklamak gerekir.

8.                     Test sonuçlarını açıklarken danışanın soru sormasına ve katılmadığı noktalarda görüşlerini söylemesine izin verilmeli ve hatta bu tür tepkiler vermesi teşvik edilmelidir.

9.                     Danışana, testlerin bir bakıma bireyi başkalarıyla karşılaştırma aracı olduğu, mutlak ölçme yapmadığı, ölçmede hatalarda olabileceği söylenerek, test bulguları ile tutarlı olmayan yaşantılarını daha ayrıntılı olarak anlatması için teşvik edilmelidir.

10.                 Yetenek testlerinden, ilgi ve kişilik envanterlerinden elde edilen bulgular ayrı ayrı açıklandıktan sonra, bunlar bir bütün olarak tekrar ele alınmalı ve birbirlerini destekleyen yada birbirleri ile çelişen yönler üzerinde durulmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İNSAN GELİŞİMİ

Gelişme ve Büyümenin Temelleri

İnsan gelişimi denildiği zaman, döllenmeden başlayarak, yaşamın sonuna kadar yer alan süreç anlaşılmaktadır. Organizmanın özelliklerinin tümünün ortaya çıkmasında çevre ve kalıtımın ortaklaşa etkisinin rol aldığı kabul edilmektedir. Organizmanın gelişmesinde önemli olan başka  bir etken de, kritik zaman dilimleridir. Bu zaman dilimleri içinde, organizma gerekli potansiyele sahipse, yeterli uyarıcı ile karşılaştığında, bazı davranışlar ya da bazı organlar ve bunların işlevleri açısından en üst düzeyle gelişimin ortaya çıkması mümkün olmaktadır.

Kalıtım, çevre ve zaman etkileşiminin yanı sıra gelişimde önemli üç temel ilke daha bulunmaktadır. Bu ilkelere göre;

a)    Gelişim yordanabilir bir sıra izler.

b)    Gelişimde bireysel ayrılıklar bulunmaktadır.

c)     Yaşamın değişik dönemlerinde farklı türden gelişmeler önem kazanmaktadır.

Her gelişim dönemi içinde yerine getirilmesi gereken gelişim ödevleri bulunmaktadır. Birey biyolojik olarak içinde bulunduğu döneme ait gelişim ödevlerini yerine getirmeye hazır bulunmaktadır. Ancak gelişim ödevlerinin yerine getirilebilmesi için biyolojik hazır bulunuşluğa ek olarak, eğitim ortamı gibi çevresel koşulların da uygun olması gerekir.

Bedensel Büyüme ve Gelişme

Bedensel değişmenin en hızlı olduğu dönem yaşamın ilk yılıdır. Daha sonra büyüme ve gelişme devam etmekle birlikte, hızında bir düşme gözlenir. Ancak ergenlik dönemine gelindiğinde bedensel büyüme ve gelişme hızı yeniden artar.

Okul öncesi dönemi de bebeklik dönemiyle karşılaştırıldığında beden orantılarında değişiklik olduğu gözlenir ve kaba motor kaslardaki gelişme dikkati çeker: ancak ince motor kaslardaki koordinasyon tam olarak gelişmemiştir.

İlkokul ikinci dönemde gözlenmeye başlayan ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi ergenlik döneminde tamamlanır ve bu dönem sonunda yetişkinlik yapısına ulaşır. Ergenlik döneminde olgunlaşma bireysel ayrılıklara bağlı olarak farklı yaşlarda ortaya çıkar.

Öğretmenlere Öneriler

Anaokulu ve İlkokul Öğretmenlerine Öneriler:

Sınıftaki öğrenciler arasında takvim yaşları eğitim geçmişleri aynı olsa bile bireysel farklılar bulunmaktadır. Beden yapıları, derslere olan ilgileri enerji düzeyleri gibi bir çok faktör açısından öğrencilerin her biri kendine has özellik taşırlar. Bireysel farklılıkların ortaya çıkmasında kalıtsal etkinliklerle birlikte çevresel etkinliklerin de önem taşıdığı göz ardı edilmemelidir. Öğrencilerin gelişiminde etkili olan çevresel faktörlerden bir tanesi de günlerinin büyük bölümünü geçirdikleri sınıf ortamının yapısıdır. Sınıf ortamının gelişimi destekleyici nitelikte olması için özellikle anaokulu ve ilkokul öğretmenlerinin aşağıda belirtilen noktalara dikkat etmeleri yararlı olabilir.

1)                     Sınıf ortamının zihinsel gelişimin yanı sıra, öteki gelişim alanlarını da desteklemesi için, öğrencilerinizin yaş dönemi özelliklerini dikkate alarak, onların ikinci ünitede belirtilen gelişim ödevlerini yerine getirmelerinde aileleriyle iş birliği yaparak yardımcı olunmalıdır.

2)                     Anaokulu öğrencileri, gelişimsel özelliklerine bağlı olarak çok hareketlidirler. Enerji harcayabilecekleri serbest oyun saatleri, okul öncesi eğitim programları içinde mutlaka yer almalıdır.

3)                     Okul öncesi dönemdeki çocukların kafatası kemikleri daha sertleşmemiştir. Serbest oyun saatleri, koşma, tırmanma gibi etkinlikler öğretmen gözetiminde yapılarak, fiziksel kazalara karşı önlemler alınmalıdır.

4)                     Okul öncesi dönemde, çocukların öz bakım becerilerini kazanmaları, el-göz uyumu sağlamaya başlamaları beklenir. Bu becerilerin gelişmesi için okul yardımcı olmalı ve aileye rehberlik yapmalıdır.

5)                     İlkokula yeni başlayan öğrenciler arasında, hala ince motor kasların kontrolü ve el-göz uyumunun sağlanması açısından güçlükleri bulunan öğrenciler bulunabilir. Buna bağlı olarak öğrenciler, uzun süreli kalem tutma, satır çizgilerini izleyerek yazı yazma gibi faaliyetleri yerine getirmede zorluk çekebilirler. Öğrencilerin çalışırken sıkılıp yorularak, okula karşı ilgilerinin azalmasının önüne geçmek için uzun süreli yazı yazmalarını gerektiren etkinlikler verilmesinden kaçınmak yerinde olur.

6)                     İlkokul çağındaki öğrenciler çok hareketlidirler, koşmayı severler, oyun halen önemini yitirmemiştir. Özellikle erkek çocuklar atlama, tırmanma gibi fiziksel güç gerektiren etkinliklerden hoşlanırlar. Kızlarda o dönemlerde beden hareketlerine ilgi duyarlar. Öğrencilerin bu ilgilerini spora yönlendirerek bedenlerinin gelişimine katkıda bulunulabilir.

Orta Dereceli Okul Öğretmenlerine Öneriler:

Bedeninde oluşan değişmeleri kabullenme, çocuk rolünden çıkarak yetişkin rolünü edinmeye çalışma, çevredekilerin değişen beklentilerine ayak uydurma, erken ya da geç olgunlaşmanın beraberinde getirdiği farklı sorunlar, ergenlik dönemindeki ortaokul-lise öğrencilerinin sarsıntısız atlatılmasında, aileler ile öğretmenlerin de bazı sorumlulukları bulunmaktadır.

·        Öğretmenlerin öğrencilerin sağlıklı gelişmelerine katkıda bulunmaları için, ergenlik döneminin özellikleri hakkında bilgi sahibi olmaları önem taşımaktadır.

·        Psiko-sosyal gelişimle ilgili ergenlik dönemindeki gençlerin davranışlarında zaman zaman tutarsızlık görülmesi, sorunlarla karşılaşması doğaldır. Öğrencilere anlayışla ve önyargısız yaklaşmak, onları dinlemeye ve anlamaya istekli olduğunuzu hissettirmek, onların kendilerine güvenerek, sorunlarıyla başa çıkmalarını kolaylaştıracaktır.

·        Derslerde yeri geldiğinde, ergenlik çağındaki fizyolojik ve psikolojik değişikliklerden, bunların nedenlerinden söz etmek, öğrencilerin kendilerini ve bedenlerini tanımalarını kolaylaştırır. Bununla birlikte, öğrencileri gelişim döneminin sorunları ve özelliklerine ilişkin bilgilendirirken, sınıfta bir öğrencinin odak noktası olmasından da kaçınılmalıdır. Sınıfın dikkatini öğrencilerden birinde toplamak, yarardan çok zarar getirebilir.

·        Öğrencilerin sosyal etkinliklere katılmalarını desteklemek, aranan ve sevilen birey olmanın fiziksel görünüşle değil de farklı niteliklerle sağlanabileceğini görebilecekleri yaşantılar geçirmelerini sağlamak olumlu bir benlik kavramı geliştirmelerine yardımcı olacaktır.

Bilişsel Gelişim

Bilişsel gelişim büyük ölçüde biyolojik gelişmeden etkilenmekle birlikte, bireyin yaşını bilmek, onun hangi dönemde olduğunu yordamak için kesin bir ölçü olmaktadır. Öte yandan, herhangi bir yaşa, bilişsel olarak birden fazla dönemin özelliklerini tanımak da olasıdır. Piaget ergenlik dönemi ve sonrasına denk gelen son gelişim dönemini, soyut işlemler dönemi olarak ifade etmektedir. Ancak, yine Piaget’ ye göre, bilişsel gelişme biyolojik olgunlaşma ile birlikte geçirilen yaşantılardan da etkilendiği için, bazı yetişkinlerin yaşları ne olursa olsun soyut işlemler dönemine ulaşmamış olması da mümkün olabilir.

Bilişsel gelişim, birbirini izleyen dört dönem içinde ortaya çıkmaktadır.

Bilişsel gelişim dönemlerden ilki duygusal-motor dönemdir. Doğumdan iki yaşa kadar olan bu dönemde bebekler, duyuları ve motor faaliyetleri yoluyla dış dünya ile ilişki kurar: dönem içinde ilerledikçe çevresinde olup bitenleri ve kendisinin çevresinden farklı olduğunu keşfetmeye başlarlar.

İki-yedi yaş arasına denk gelen bilişsel gelişim dönemi İşlem Öncesi Dönem’ dir. Bu dönemdeki çocuklar ban- merkezci bir düşünce yapısına sahiptir. Bu dönemde mantıklı düşünme işlemi henüz gelişmemiş olduğundan, çocuklar nesnelerin görüntülerin etkisi altında kalırlar.

Yedi-on iki yaş arasında yer alan Somut İşlemler Dönemi’nde  çocuk bilişsel güçlüklerin üstesinden gelmeye başlar. Korunum problemleri bu dönemde çözülür; çocuk işlemleri tersine çevirebilme kapasitesine ulaşır.

Son dönem olan soyut işlemlerden döneminden sonra, bilişsel yapıda niteliksel bir gelişme ortaya çıkmaz. Ancak geçirilen yaşantılara bağlı olarak niteliksel gelişmeler her zaman mümkündür.

Dil gelişimi de, bilişsel gelişime paralel olarak ortaya çıkan bir gelişim alanıdır. Dil gelişimini biyolojik temellere bağlayan görüşlere göre ise dil gelişiminde biyolojik ve psikolojik temeller bir arada işe koyulmaktadır. Dil gelişimini biyolojik ve psikolojik etkenlere bağlı olarak açıklayan kuramlara psiko-lengüistik kuramlar adı verilmektedir.

Dil kullanımında yaşa bağlı olarak değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Bir yaşlarında iki-üç sözcükle başlayan konuşma, beş yaşlarında 2000’i geçen sözcük sayısı gramer yapısı ile, bir yetişkininkine benzer biçime dönüşür.

Öğretmenlerin bilişsel gelişimle birlikte dil gelişimini desteklemek için her okul düzeyinde alabilecekleri önlemler bulunmaktadır.