01/09/2000
TARİHLİ ZAMAN GAZETESİ
Hasta gittim şair geldim
Hayat hikâyesi filmleri aratmayan biri o, sayıları her geçen gün
azalan bir sınıfın da son temsilcilerinden. 26 yıllık meslek hayatında 30 kez
sürülmüş. Osman'ın şair olma hikâyesi gerçekten eşine az rastlanır bir olay.
Burdurluların ifadesiyle çağdaş halk şairi Osman Akkoç yaklaşık 10 yıl önce
geçirdiği 6 beyin ameliyatı sonrasında şair olmuş.
Filmlerde seyrettiğiniz inanılması güç hikayeler gerçek hayatta da olabilir mi
dersiniz? Ya da 26 yıllık meslek hayatında 30 yere sürülen, kendi deyişiyle
hayat okulu mezunu bir orman muhafaza memurunun, gün gelip de hasta girdiği
hastaneden -geçirdiği 6 beyin ameliyatı sonrası- şair olarak çıktığını
söylersek şaşırır mısınız? Ne derler bilirsiniz; hayatta olmaz diye bir şey
yoktur. Yeter ki insanın görecek günü olsun.
Bu senaryo gerçek hayattan
Kahramanımız Osman Akkoç'un hikayesi çok eskilere dayanmıyor, Türkiye'nin her ilçesinde ortaokulun olmadığı dönemler... Akkoç, Burdur'un Gölhisar ilçesinde 1944 yılında fakir bir ailenin çocuğu olarak gelir dünyaya. Çocukluğundan itibaren, her zaman yaşıtlarından farklı bir tablo çizer. Dağ, bayır gezmeyi, koyun, kuzu peşinde koşmayı, çelik çomak oynamayı seven köy çocuklarının aksine kendini gaz lambasının ışığında kitap okumaya verir. İlkokulu bitirip ortaokula gitme zamanı geldiğinde ilçelerinde okul olmadığı için Burdur'a gider. Fakat okuyup büyük adam olma hayalleri olan Osman yoksuluktan yakasını kurtaramaz. Bir gün kirada kaldığı evin sahibi kirayı ödeyemedigi için -borcu karşılığı ayakkabılarını da alarak- sokağa atar. O zamanlarda arabayla iki saat süren ilçesine yalınayak yürüyerek gider. Bu, okul hayatının da sonu olur Osman'ın; fakat bir okuma sevdalısı olur. Eline her geçeni okur okur...Ta ki yıllar sonra geçirecegi 6 beyin ameliyatı sonrası okudukları hayret verici bir biçimde mısralara dökülünceye kadar.
Askerden geldikten sonra 1967 yılında başladığı Orman muhafaza memurluğu onun için yeni, bir o kadar da zor bir dönemin başlangıcı olur. Büyük umutlarla başladığı ve 26 yıl süren memuriyet hayatında 30 yere sürülür Ormancı Osman. Hem de ülkemizde çok az insanın reddedebildiği bir teklifi; rüşveti her seferinde geri çevirdiği için. Gittgi her yerde dönen dolapları gören Ormancı Osman sus payı diye teklif edilen paraları hiçbir zaman kabul etmez.
Bir Halk şairinin hikâyesi...
Osman Akkoç'un şair olma hikayesi gerçekten eşine az rastlanır bir olay. Burdurluların ifadesiyle çağdaş halk şairi Osman Akkoç, yaklaşık 10 yıl önce geçirdigi 6 beyin ameliyatı sonrasında şair olmuş. Hastaneye hasta giren Osman, şair olarak çıkar Çapa Hastanesi'nden. Hastanede kaldıgı 6 ay boyunca ne bir geleni, ne de bir soranı olmuş. Bir bayram günü odasındaki bir başka hastanın ziyaretçisinin gelmesi, onun için duyguların taşma noktası olur ve hemşireden, hissetiklerini yazmak için birkaç kağıt ister. Yazdığı şiirleri doktoruna gösteren şair Osman'ın şiirlerini doktoru da çok beğenir; Yılların verdiği birikim ve çekilmiş çile ile zaten taşmaya hazır olan duygularına bu teşvik sadece bir kıvılcım olur. Bundan sonra yazılan şiirlerin uzunluğu 17 metreyi bulur. Ameliyat sonrası Osman Akkoç'un biyolojik dili biraz da ağırlaşır; ama gönül dili büsbütün açılır.
Sağlığına kavuşup evine döndüğünde aralıklarla yazmaya devam eder. Neredeyse bir şiir üretim merkezine benzemeye başlar zamanla. 3 yıl içinde 6 binin üzerinde şiir yazar. Kısa zamanda bu kadar çok şiir yazması ona göre şimdiye kadar okuduğu 3 binin üzerindeki kitaptan kaynaklanmaktadır. Hatta bazen yazmaktan korktuğu anlar bile olur. ''Yazmaya başladığım zaman yazdığım konuyla ilgili okuduğum bütün şeyler dökülüyor dudaklarımdan, duramıyorum bile, eğer biraz ara vermeye kalkarsam her şey bitiyor. Hatta bazı şiirlerin bu yüzden yarım kaldığı bile oluyor.'' diyor. O, bir bakıma edebiyatımızın nesirdeki Ahmet Mithat Efendi tipinin çağdaş halk şiirindeki tezahürü.
Akrostiş şiirin üstadı
Yazdıklarını okuyan, kulaktan dolma da olsa ününü duyan birçok insan Gölhisar'a onunla görüşmeye gelir. Süleyman Demirel Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu'nda öğretim üysesi olan edebiyatçı Ferit Öztürk de Osman Akkoç'un adını duyduktan sonra onunla görüşür. Öztürk, şair Osman'ın şiirlerini üniversitede incelemeye alır ve Akkoç'a ''Çağdaş Halk Şairi'' sıfatını verir. Akkoç şiirlerini en çok akrostiş tekniğiyle yazıyor. Birçok insan için şiir yazan şair Aksiyon için de bir şiir yazdı.
Bir zamanlar yoksulluktan dolayı okuyamayan Akkoç, artık tüm Türkiye'den konferans davetleri alıyor ve şöyle diyor: "Ortaokuldayken bir kütüphanenin hemen hemen tamamını bitirdim ve okuduklarımdan şunu anladım ki; insan olmak ayrı bir şey. Benim ta ilkokuldayken bir his vardı içimde, okumak, kainatı anlamak isterdim, içimden gelirdi bu."
Uğraşıları sadece şiirle sınırlı kalmayan Osman Akkoç'un radyo programcılığı yanında Burdur'un tarihi ve kültürü üzerine çalışmaları da bulunuyor. Burdur'un dil özelliklerini, şimdiye kadar bizzat yaşadıkları ve duyduklarından aldıkları notlara dayanarak araştırıyor. Yıllardır gittigi her yerde ona ilginç gelen ve araştırmaya değer bulduğu şeyleri not almış. Gelecekte çalışacağı projelerin başında, yaşanmış bir hikâyeyi manzum bir şekilde anlatmak var. Ayrıca şimdi 10 bin civarında olan şiirlerini 20 bine çıkarmayı planlıyor. (Murat UÇAR)
Gönlü zengin fikri dolu insan
Bütün halk şairleri, Aşık Veysel ve diğerleri, hayatları boyunca dolmuşlardır; fakat içindekilerini dışa vurmaları hep olağandışı olaylar neticesinde olmuştur. Aşık Veysel'in gözlerini kaybetmesi taşma noktası olurken Osman Akkoç'un ameliyatı onun için son noktadır.
Benim çağdaş halk şari olarak tanımladığım Akkoç sanatın ve okuduklarının sentezini çok iyi yapabilen bir duygu insanı.
Osman Akkoç'un Aksiyon dergisi için akrostiş (Mısraların ilk harfleri aşağıya doğru okunduğunda manalı bir söz meydana gelecek şekilde tanzim edilmiş şiir.) tekniğiyle yazdığı şiir.
Aynasısın ülkemin, medyamızda bir teksin.
Kullar seni seviyor, yayının devam etsin.
Sevgi ve saygı nedir, okuyanlar hissedin.
İnşallah devam eder , hep okunur bu yayın
Yayınınız tarafsız, hem dürüst, hem saygılı
O kadar özleriz ki, zamanın ayı yılı,
Nevbaharda bir ağaç, sizse onun bir dalı
Demleyen yok duruyor, demisiniz siz çayın
000101/09/2000